Kaptanlık zor zanaat... Bir takımın saha içindeki sorumluluğunu yüklenmek, kriz zamanlarında takım arkadaşlarınla yönetim kurulu arasında arabulucuk rolünü üstlenmek, maçta gerilimin yükseldiği anlarda tansiyonu düşürmek, kötü gidişte protestoların ilk hedefi olmak her futbolcunun altından kalkabileceği şeyler değil. Keyifleri de var elbette... Seromonide koca bir camiayı temsil etmek, güzel günlerde övgülerden aslan payını almak ve kulüp tarihinde özel bir yer edinmek gibi. Aslında teknik direktörlük müessesi oluşmadan önce kaptanlar takımın herşeyi. Tüm sevk ve idare onların mesuliyetinde. Futboldaki gelişmelerin ve antrenörlerin kulübedeki yerlerini almasından sonra kaptan saha içindeki lider konumuna geliyor.
Bursaspor tarihinde de kaptanların ayrı bir yeri var. Onlar bu camianın özel insanları. Bursaspor Dergisi olarak yeşil beyazlı formayı giymenin onuruna bir de kaptanlık pazubandı takma ayrıcalığını kleyen birbirinden değerli isimleri bir araya getirdik. Mesut Şen, Ersel Altıparmak, Sinan Bür, Nejat Biyediç, Beyhan Çalışkan, Yalçın Gündüz ve Turhan Şen ile Atatürk Stadyumunda ki buluşmamız gerçekten görülmeye değerdi.Birbirlerine hasretle sarıldılar. Biz de büyülenmiş şekilde onları izledik.Çünkü gözümüzün önünde adeta yeşil beyazlı kulübün tarihi canlanıyordu. Efsane isimlerden Sedat Özden işlerinin yoğunluğu, Adnan Örnek ise Brezilya`da futbolcu izlediği için bu randevuya gelemedi. Yılların yorgunluğunu taşıyan Özhan Varlık ile Sallabaş Orhan`ı ise rahatsız etmek istemedik. Rahmetli Koçero Mustafa yanımızda değildi ama belki de uzaklarda bir yerlerden bizi izliyordu. Fakat vakit kaybetmeden Beyhan Çalışkan ile sohbete başladık. Beyhan Çalışkan Bursaspor Türkiye Ligleri`nin en güzel takımlarından bir tanesi. Bursaspor`a da uzun yıllar hizmet etmek benim anlayışıma göre bir ayrıcalıktır. Bursaspor`da oynadığımız süre içinde çok güzel arkadaşlıklarımız oldu. O dönemde çok iyi başarılar da elde ettik. Benim için Bursaspor`un anlamı çok farklı. İsmiyle özdeşleştiğimi söyleyebilirim. Tam 11 yıl o formayla hizmet ettim. Beş yıl kaptanlık yaptım. Bu süreçte gelen bütün teklifleri geri çevirdim. Bunu Bursasporlu olarak kalayım diye yaptım. Saygılı, örnek olmaya özen gösterdim.
Sizin kaptanlığınız döneminizde kim daha çok yaramazlık yaptı?
Bunu yaramazlık olarak değil de gençliğin getirdiği bazı hatalar olarak kabul etmemiz lazım. Günümüzde de var aynı durum. Gençler zaman zaman havaya girebiliyor. Onları doğru yola sevk etmek biz kaptanların görevi. |
|
Sizin saha içinde çok konuşkan olduğunuz söylenir. (Çalışkan, Yalçın Gündüz`e bu durumu soruyor ve ekliyor)
Kaynana gibiydim yani…
Burada yalçın gündüz araya giriyor.
Beyhan Ağabey oyuna kendisini çok verirdi ve hep kazanmak için mücadele ederdi. İşini çok severek yapıyordu. Gençler yeterince performanslarını göstermedikleri zaman üzülüyordu ve agresif olabiliyordu. Bunların hepsi iyi niyet ve kaybetmemek için yapılan şeylerdi.
Sizin, Nejat Biyediç`in fazla koşmamanıza genç Ali Nail`in de zaman zaman eşlik ettiği ve size “Niye koşmuyorsunuz?” diyerek tepki gösterdiğinden bahsedilir.
Ali Nail`İn bu düşünce içinde olması futboldan erken kopmasına neden oldu. o genç olduğu için olayları farklı bir boyuta getiriyordu. Halbuki biz bazı şeyleri aşmıştık. Takım kaptanlığı yapıyorduk. Nejat Biyediç`le oynaması bir şanstı onun için. O bizi dinlemiyor, kafasına göre takılıyordu. Biz ona futbolu erken yaşta bırakacağını o günlerde söylüyorduk. Nitekim düşüncelerimizde de haklı çıktığımızı gördük.
Yalçın Gündüz
Kaptanın bir sorumluluğu da sıkıntılı dönemlerde yönetimle oyuncular arasında bir köprü vazifesi görmesidir. Özellikle ekonomik krizler döneminde bu daha da ön plana çıkar. Bu ilişki nasıl işler?
Bizim oynadığımız dönemle şimdiki arasında farklılıklar var. günümüzde menajerlik sistemi hayata geçirildi. Teknik, idari menajer gibi. Bu köprü vazifesi şimdi daha iyi işliyor. Bizim zamanımızda ise takım kaptanı oyuncuların sıkıntılarını yöneticilere iletiyordu. Burada yanlış anlaşılmalar da ortaya çıkabiliyordu. Bu sıkıntıları ben de yaşadım. Bu durum kaptanın sorumluluklarını da arttırıyordu. Ama biz Bursaspor için elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalıştık.
Gündüz`ün konuşmalarının arasına Beyhan Çalışkan giriyor…
Pazubandı ağırdır. Onu takıp sahaya çıkmak bir şey ifade etmiyor. Arkadaşlarınızın hakkını arıyorsunuz. Ortak menfaatler çakışıyor. Eğer takım kötü gidiyorsa sorumlu kaptan oluyor. Ondan sonra da yıpranmalar başlıyor ve ardı ardına olaylar başlıyor. Bursaspor`da 11 yıl top oynadım, beş yıl kaptanlık yaptım. Bir maçtan sonra Bursa`ya geliyoruz. Takımdaki çocuklar ‘Böyle olmamalı, bazı şeylerin değişmesi lazım” dediler. Ben de onların taleplerini genel kaptana ilettim. Sonuçta olan bana oldu, beni değiştirdiler.
 |
Yalçın Gündüz`den yabancı oyuncularla kurdukları ilişkileri öğrenmek istiyoruz.
Tercüman vasıtasıyla anlaşıyorduk. Takımda yabancı dil bilen arkadaşlar da yardımcı oluyorlardı. Ama bizim bir şansımız vardı. Çok iyi yabancı oyuncularla oynadık. Hem futbolcu, hem de karakter olarak iyi yabancılarımız vardı. Bu nedenle yabancılarla ilgili hiçbir problem yaşamadık diyebilirim. |
Sayın Nejat Biyediç Bursaspor`un ilk yabancı kaptanısınız. Kaptan olmanın duygusu nedir?
Yabancı biri olarak kaptanlığın bana verilmesi çok önemli bir durum benim için. Bu görevi yurtdışından gelen birine layık görmek benim için de bir başarı. Böylesine bir camiada eğer kaptan oluyorsanız, büyük sorumluluk alıyorsunuz demektir. Türkiye`de klasikleşen bir düşünce vardır. Özellikle de takımın kötü gittiği günlerde saha içi ve dışında kaptan toparlayıcı olacaktır. Benim karakter itibariyle toparlayıcı bir özelliğim var. Kaptan olsam da olmasam da ben arkadaşlarıma zaten hep yardım ederdim.
İletişim sorunu çektiniz mi?
Futbolcular arasında iletişim sorunu diye bir şey olmaz. Ben de bu anlamda bir sorun yaşadığımı söyleyemem. |
|
Sizi üzen bir futbolcu olmuş muydu?
Benim hiçbir futbolcuyla bir sorunum olmadı. Bizim arkadaşlığımız gerçekten iyiydi. O zaman çok para da konuşulmazdı. Şimdiki gibi büyük paralardan bahsedilmezdi. Deplasman maçlarına otobüsle gidiyorduk. 12 saat süren yolculuklarımız oluyordu. Bu durum en çok benim Türkçeyi öğrenmeme etki etti. oradaki muhabbetlerden sonra daha iyi Türkçe konuşmaya başladım. Güzel günlerdi o günler. Türkiye`de eğer bir şeyler kötü giderse sorumlu olarak kaptan gösterilir. Kaptan görevini yapmıyor derler. Ama aslında durum öyle değil. Bu olay bütünlük olayı. Herkes birbirine destek vermeli. Kaptan arkadaşlarına psikolojik yardım yapmalı, arkadaşlarının sorunlarını yönetime aktarmalı, haklarını aramalı. Ancak bunları yaparken de bazen arada kalıp büyük sıkıntı yaşıyorsunuz. Fakat her şeye rağmen Bursaspor gibi bir camiada kaptanlık yapmak güzel bir şey.
Mesut Şen
Sayın Mesut Şen, Bursaspor`da çok uzun yıllar kaptanlık yaptınız. Kaptanlığınızın yanı sıra dönemin süper starıydınız. O dönemde neler yaşadınız? Kaptanlığın güzel ve kötü tarafları nelerdi?
1966-73 yılları arasında Bursaspor`da kaptanlık yaptım. Kaptan bir trenin lokomotifi gibidir. Takımı iyi yerlere getirirse kaptan getirir. Takım kötü yöne giderse de kaptan yüzünden gider. Takım kaptanının bir teknik direktörün yetkilerine sahip olması lazım. Takım içerisinde takıma zarar verecek oyuncular olursa, maç esnasında oyundan düşen, oyunun gidişatını etkileyen bir futbolcu varsa onu teknik direktöre anında iletmesi gerekir. Takım kaptanının örnek davranışlarda bulunması önemli. Gruplaşmaların oluşmaması için çok dikkatli davranmalı. Takım içerisindeki arkadaşlık ortamını kaptan kurar. Hiçbir futbolcu arasında ayrım yapmamalı. Oynayan, oynamayan ayrımına kesinlikle girmemeli. Kendini sevdirecek, dürüst olacak ve laf taşımayacak. Teknik direktörün içinde olmayan olayların içinde yer alıp, olayları çözüm yoluna gidecek ve dışarıya hiçbir zaman bilgi vermeyecek. Özetle takım içerisinde iyi bir aile reisi gibi davranacak.
Kaptanların örnek olması gerekliliğinin önemine değindiniz. Sizin örnek aldığınız birisi var mıydı?
Örnek aldığım çok oyuncu vardı. Küçüklüğümde İstanbul`da Galatasaray, Beşiktaş Fenerbahçe maçlarını çok izledim. Lefter, Metin Oktay, Baba Recep gibi oyunculardan etkilendim. Onların saha içindeki davranışlarını hep izlerdim. İleride ben de kaptan olursam böyle davranacağım diye kendimi telkin ederdim. Çünkü böyle davranışlar içinde olursanız daha çok sevilirsiniz, daha çok itibar görürsünüz. Eğer sen sever, saygı gösterirsen karşından sevgi ve saygı görürsün.
Röportaj: Süha Gürsoy - Koray Gürtaş Fotoğraflar: Engin Akdemir
*Bu röportaj
Bursaspor Dergisinin Nisan 2006 sayısında yayınlanmıştır. |
|